Turkla.com
GOCMENLIK
DIL OKULLARI
SIRKETLER
KIRALIK EV/ROOMMATE
RESTAURANT/MARKET
SATILIK ESYALAR
SATILIK ARABALAR
TELEFON KARTLARI
SEYAHAT
SOSYAL AKTIVITELER
ITIRAF
IS/ELEMAN ARAYANLAR
NOSTALJI
FIKRALAR
KULTUR SANAT SINEMA
ILGINC BILGILER
TEKNOLOJI HABERLERI
TARTISMA
MILLI KONULAR
Ergun Kιrlιkovalι
Vedat Aslay
Burak Tezel
Fatma Sarıkaya
Yüksel Oktay
Hande Can
Yasemin Elmas Merkin
Berrin Yiğit
Ahmet Onerbay
Ercan Özdemir
Serkan Yimsel
Mahmut Ekenel
Yusuf Selçuk Ateşkan
Alev Baymur
Leslie B. Büyüktürkoğlu
Doğan Ülkekul
Michelle Deniz Drouse
Dinçer Hazar
Ahmet Erten

G U N U N  S O Z U
içiniz kor gibi yanarken susmak, acıların en beteridir.
F.Garcia Lorca

KONSOLOSLUK BILGILERI
Turkish Embassy Turkish Embassy in Washington DC
Turkish Consulate in New York
Turkish Consulate in Los Angeles
Turkish Consulate in Chicago
Turkish Consulate in Houston
American U.S. Embassy in Ankara, Turkey

FAYDALI BILGILER
Ölçü Çevrimleri
Turk Yemek Tarifleri
Kiyamet Sayaci
Gezegenlerde Kilonuz
Gezegenlerde Yasiniz
Faydali Linkler
E-kart Servisi
Türkiye Haritasi
Moonstar Sözlük Indir
Ingilizce Is Yazisma Ornekleri
En Guzel Turkce Siirler
En Guzel Turkce Siirler
TC Kimlik No
Vergi Numarasi
Döviz Kurlari
Eng-Türkçe Sesli Sözlük
Rüya Yorumcusu
Türkiye Telefon Rehberi


A & S Market
West Los Angeles ta Turk Marketi
10867 W.Venice Blvd 90034 CA
Tel:310 838 3771
e-posta:ali@turkla.com
A&S Markette Bulabilceginiz Turk urunleri icin tiklayiniz.

Turkla.com does not screen or control the content of the message and does not take responsibility for any inaccurate or objectionable content all of which is the sole responsibility of the author who originally sent the message.
Thank you for visiting Turkla.com. Information provided is believed to be accurate but not guaranteed.

Copyright © 2003-2008 Turkla.com. All Rights Reserved
Buraya reklam vermek istermisiniz?
Buraya reklam vermek istermisiniz?
Buraya reklam vermek istermisiniz?
Turkla.com-Los Anglesta yasayan Turklerin Portali, kvp, Kurtlar Vadisi Turkla, LA, California, Los Angeles, Turks, Yasam, Yardim, Dayanisma, Paylasim, Turk Bayragi, Santa Monica, Roommate, Arkadaslik, Pier, Turks in la, Turkish Music, Turk sanat Muzigi, Dil Okullari, Help, Lig Maclari, Gocmenlik, Visa, H-1, fener, Besiktas, Galatasaray, zafer acar, web design, web
B?R ???R KLAS???
Annabel Lee

İnsanlar dünyaya gelirler ve bir süre yaşarlar.

Kimileri az, kimileri ise çok yaşarlar. Fakat bazı insanlar hep yaşarlar. Sonsuzadek. Hiç ölmezler.

Şimdi sizlere, bu hiç ölmeyen, hiç ölmeyecek ve hep yaşayacak olan insanlardan birinden ve yine onun hiç ölmeyecek bir yapıtından sözedeceğim.

Lise çağındaki yaşamımızı ve ondan sonraki gençlik yıllarımızı etkileyen olaylar ve insanların büyük çoğunluğu işte bu ölümsüzlüğü yakalamış ve yakalayacak olanlardı.

O zamanlar, özellikle Ankara, çok başkaydı. Kültür faaliyetleri, sanat olayları, toplumsal ilişkiler inanılmaz derecede yüksek düzeyde ve içtenlikte idi. Örneğin Ankara’daki Devlet Opera ve Tiyatroları’nda – ki Büyük Tiyatro, Küçük Tiyatro, Yeni Sahne, Oda Tiyatrosu bunların içindedir – sergilenen eserlerin ve sanatçıların kaliteleri ve sanat düzeyi o kadar yüksekti ki çok zaman, sahnelenen eserleri kaçırmamak için bir günde birden fazla oyuna gitmek zorunda kaldığımız olurdu. Ayrıca, bu yerlere gidip gelmek çok nezih olurdu, çok keyif alınırdı.

Gene örneğin, özellikle Cumartesi gecelerinde Gölbaşı Sineması, Ulus Sineması ve Büyük Sinema’ya insanlar en güzel ve en resmi kıyafetleri ile gelirler, ve o yerlere sanki bir Cumhuriyet Bayramı Balosuymuş gibi bir hava hakim olurdu.

Ayrıca bu sinemaların Cumartesi ve Pazar günleri 10 ve 12 matinaları olurdu. Gençlerin çoğu buralarda takılır, sevdiklerinle buralarda buluşurlardı. Ama çok çok nezih ve etik olarak.

Bizim (Yani kendi grubumuz olan yakın arkadaşlarımızın) gittiğimiz yer genelde Büyük Sinema olurdu. Çok severdim o sinemayı. Orada o kadar derin bir saygı ve sevgi sessizliği ortamı vardı ki, onu bozmamak için değil öksürmek, nefes almağa bile cesaret edemezdik.

Matinelerden önce veya sonra, sinema girişinin bir kat üstünde, orta kısmı balkon gibi sinema girişine bakan oldukça büyük ve kaliteli olan Büyük Pastahane’de nestkafe içer, pasta yerdik.

O zamanların yerli-yabancı yayımlarının (kitap, dergi, gibi) ve tercüme eserlerin kalitesi de hayli yüksekti. Gençlikten çıkıp olgunluğa koşarken almamız gerekenlerin çoğunu o zamanlar aldığımızı sanırım. Dünya klasiklerinin çoğunu o yıllarda okuduğumu anımsarım.

Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Harbokulu, ve olgunlaşma Enstitüsü gibi öğretim kurumları, Ankara’nın en önde gelen kültür yuvaları idi. Sık sık, hemen her hafta sonu desem yanlış olmaz, bunlardan birinde bir faaliyet olurdu. Karma olarak. Şiir yarışması, şiir günü, tiyatro gösterisi, münazara, anma günleri gibi. O kadar çağdaş bir biçimde ve o kadar kaliteli olurdu ki bunlar, bir çok yazar ve şair o sıralarda popüler olmuş veya popüleritesini arttırmıştır. Televizyon yoktu tabii o sıralarda ve boyunu göstermek isteyenler oralarda, gerçek sanatçı ve eleştirmenler içinde ortaya çıkmakta endişe duymazlardı. Torpil, insan kayırma diye bir şey hatırlamıyorum.

Bir örnek vereyim buna da: Ben ortaokul öğrencisi iken, öğretmenim Halide Nusret Zorlutuna tarafından okuduğum ortaokulu temsil etmek için seçilmiş ve Siyasal Bilgiler fakültesi’nde, ölüm yıldönümünde Namık Kemal’in hayatını anlatmağa ve şiirlerini okumağa onur kazanmış bir insanım. O koca, bilgili, bir dağ gibi büyük abla ve ağabeylerin arasında olmak ve onların takdirini almak benim için unutulmaz bir anıdır. Beni, o akşam, o kadar alkışlamış ve bağırlarına basmışlardı ki.

O günlerin alçak gönüllü, samimi ve candan havasının içinde bizler de bu aktivitelere katılma şansını elde ederek, şiir okuduk, şiir öğrendik, şiir yazdık, bol bol kitap okuduk, ve o günlerin o hiç ölmeyecek ustalarından çok şey kazanma şansına eriştik.

Bu yazımda sizlere, yazımın başında da kısaca belirttiğim gibi, bir ölümsüz ustanın yazdığı, yine bir ölümsüz ustanın tercüme ederek ölümsüzleştirdiği ve o yıllarda çok etkilendiğim ve bugün de etkilenmekte olduğım ölümsüz bir şiirden söz etmek istiyorum.

Annabel Lee

Bir Cumartesi günü öğleden sonra, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Salonu’nda verilecek bir Edebiyat Günü vardı. Tanınmış yazar ve şairlerin konuşmaları olacaktı. Onların arasına genç konuşmacılar, genç şairler serpiştirilmişti. Beni de davet etmişlerdi. Şiir okumak için.

Bir hafta boyunca içim içimi yedi. Ne okuyacaktım. Hangi şiiri okuyacaktım. Bildiğimiz “Otuz Beş yaş” , “karadutum” falan gibi klasik, adeta herkesin ezbere bildiği şiirleri okumak istemiyordum. Her zaman yaptığım gibi, değişik, ilginç, herkesi ayağa kaldıracak bir şiir okumalıydım.

Çok şükür ki bir gün önce ağabeyim bana bu şahane şiiri verdi. Annabel Lee’yi. Tahmin edeceğiniz gibi, çok hoşuma gitti tabii. Bir şiir bulmuş olmaktan öte, ömür boyu unutamayacağım ve her an belleğimde kalacak kadar güzel , duygulu ve kaliteli bir şiir bulmuş olmaktandı memnuniyetim. Ve o gün, orada, okudum Annabel lee’yi.

Annabel lee şiiri çok büyük sükse yaptı. Çok beğenildi. Yeni tercüme edilmişti ve henüz çok kimse bilmiyordu. O gündenberi hayatımda en çok sevdiğim bir kaç yapıttan biri oldu bu şiir.

Şiirin kendisi kadar şairi Edgar Allan Poe ve şiiri dilimize çeviren Melih Cevdet Anday da bana şiirin büyüleyici güzelliğinin ne olduğunu anlatmış oldular.

Kendisi de şiirleri kadar karamsar bir insan olan Edgar Allan Poe, Amerikan yazın hayatında ilk yazar olma özelliğini yazdığı karamsar eserlerle kazanmıştır. Gotik edebiyatın prensi, yüzden fazla yapıt yaratmıştır. Annabel Lee kadar popülar olan “Kuzgun” şiiriyle, kitaplarıyla, kendine özgü anlatım yeteneği ile pek çok insanı etkilemiştir. Çok genç yaşta, kırk yaşında, hayata veda eden Poe, yaratıcılığın sınırlarını aşan üslübu ile sıkılmadan okunacak bir edebiyatçıdır. 1809 yılında Boston’da dünyaya gelmiş, kırk yıl sonra , 1849 da Baltimore’da hayata veda etmiştir.

Lord Byron’ın etkisinde kalmış, West Point’e girerek orduda bir süre kalmış, Timurlenk, El Araf, Kuzgun, Çanlar şiirlerinin yanı sıra “Morg Sokağı Cinayeti” ve “Ligelia” gibi detektif hikayeleri ve kendisinin sıradışı ve örneği bulunmayan müzikal şiirlerdeki hünerini destekleyen “Usher Evi’nin Çöküşü” gibi bir çok şaheseri yaratmış olan Edgar Allan Poe yirmiyedi yaşında iken, onüç yaşındaki kuzeni (teyzesinin kızı) Virginia Clemm’ le evlenmiş, sonra da çok genç yaşta ölen eşinin kederiyle kendini içkiye vererek genç yaşta hayata veda etmiştir. Dünyanın en büyük aşklarından birinin hikayesi olan Annabel Lee’yi ölümünden az once Virginia Clemm için yazmıştır.

Bildiğim ve hatırladığım kadarıyla, dilimize çevrilen eserleri şunlardır:

Kızıl Ölümün Maskesi
Garabet Meleği
Morgue Sokağı Cinayeti
Çalınan Mektup
Şehrazatla Binikinci Gece Masalı
Klasik Cinayet Hikayeleri
Kuzgun
Tüm şiirleri

İşte Edgar Allan Poe’nin, eğer şimdiye kadar okumadıysanız çok beğeneceğiniz, o unutulmaz ve muhteşem şiiri

ANNABEL LEE

Senelerce,, senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz
Adı Annabel Lee
Hiçbirşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni.

O çocuk
Ben çocuk
Memleketimiz o deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel lee
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırlardı bizi.

Bir gün işte
Bu yüzden göze geldi
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı ordadır şimdi
O deniz ülkesinde.

Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskandı bizi
Evet bu yüzden
(Şahidimdir herkes
ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutunun rüzgarından
Üşüdü gitti Annabel Lee.

Sevdadan yana
Kim olursa olsun
Yaşça başça ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee

Ay gelir ışır
Hayalin irişir
Güzelim Annabel Lee
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim
Uzanır beklerim
Sevgilim, sevgilim, hayatım, gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni.

Edgar allan Poe

Çeviri: Melih Cevdet Anday

Sevgili okurlarım, bu şiirin İngilizcesini okumak isteyenler olursa ve bu isteğinizi bana iletirseniz, burada İngilizcesini de sizlere sunabilirim.

Saygı ve sevgilerimle hoşça kalın.

Doğan Ülkekul

21/01/04
Bu makale su ana kadar 4248 defa okundu
              

Bu Makale ile ilgili yorumlar:
melike tuna
* bence süper buna uygun bi fon müziği önere bilirmisiniz
____________________

Murat KARAAĞAÇ
* Şiirin orjinal metninin, kafiye düzeni ve şiirsel dokusu olduğuna eminim... Ancak türkçeye çevrildiğinde bence de şiirsel bir dokusu bulunmamaktadır... Bu tabii ki "oha falan" gibi yorum hakkı sunmaz... Sayın Emine ÇELİK'e özellikle belirtmeliyim....
____________________

hüseyin girgin
* Şiir hakkında yazan emine çelik hanıma bir sözüm var : yalnız adınız değil ruhunuzda çelikten sanırım !
____________________

İsmail Haydar Aksoy
* Annabel Lee Evvel zaman içinde Bir deniz ülkesinde, Adı Annabel Lee idi, Bilirsiniz belki, Yaşardı bir körpecik, Sevilmek ve beni sevmek Kızcağızın tek fikri. Çocuktuk ikimiz de O deniz ülkesinde, Fakat sevgiden daha bir sevgiyle Sevdik birbirimizi Ben ve Annabel Lee. Cennetin kanatlı ferişteleri İmrenirlerdi bize ve sevgimize. Ve bundandır ki hayli zaman önce Bu deniz ülkesinde bir gece Bir bulutun rüzgârı esti Üşüttü Annabel Lee’mi. Sonra soylu yakınları geldi Ve alıp götürdüler onu benden, Bu deniz ülkesinde Kapatmak için bir gömüte. Cennetteki melekler bilmezlerdi Mutluluğumuzun yarısını bile. Kıskanıp durdular bizi: Evet! Buydu nedeni (Herkes bilir bunu o deniz ülkesinde) Bir bulutun rüzgârı geldi Üşütüp öldürdü Annabel Lee’mi. Ama kim varsa ki Yaşça başça ileri Sevgimizin gücünü geçemezdi. Ne gökteki cennet melekleri Ne de deniz altı cinleri Canımı ayıramaz bile Canından güzel Annabel Lee’min Cananımın hayali olmadan Işıldamaz ay asla. Ve gördüğüm yıldızlar değil asla Parlak gözleridir güzel Annabel Lee’min. Ve gece boyu uzanıp dururum yanına Sevgilimin, cananımın, hayatımın ve gelinimin, Deniz kıyısındaki gömütünde, Deniz kenarındaki kabrinde. Edgar Allan Poe Çeviren: İsmail Haydar Aksoy http://ismailaksoy.blogcu.com http://www.antoloji.com/ismail_aksoy İsmail Aksoy
____________________

şeniz doğu
* ben bu şiiri çok seviyom ve bi gecede okuyacağım ama türkçesini dinleyemediğim için hatalar yapıyorum lütfen sesli ve türkçesini yaparmısınız
____________________

emine çelik
* şiir çok berbat hiç beğenmedim iğrenç... oha falan olmuş
____________________

yağmur hayal çelik
* şiiri ilk edebiyat hocamdan duydum çok sevdim. Aşkımı anlatan ilk ve tek şiir diyebilirim. şiirde emeği geçen herkesin eline diline sağlık...
____________________

nurten ezer
* çocukken bu şiiri radyoda dinlerken büyük keyif alırdım şimdi şiiri buldum çok sevinliyim teşekkürler
____________________

hatice ataseven
* harika.ancak bu kadar anlatılabilirdi hisler,galiba.bir de annabell le ingilizce yayınlarsanız.teşekkürler ....
____________________

Sorgu yanlis