Ermeni medyasının ilginç iddiası: Türkiye Akdamar’da ayini erteleyecek! #Turkla.com# Obama, 50 milyar dolara işsizlikten çıkış yolu inşa edecek! #Turkla.com# Gebelik sorunlarına çözüm yumurtada gizli #Turkla.com# 'Bedelli askerlikte hiç ümit yok' #Turkla.com# Türkiye'nin elektriği bu ay AB'ye girecek! #Turkla.com# U2, İstanbul'a unutulmaz bir gece yaşattı #Turkla.com# Anayasa oylamasına sayılı günler kala MHP'de ''Evet'' sesleri #Turkla.com# Askerlikten af teklifi mecliste #Turkla.com# New York’un ilk Ramazan davulcusu iş başında! #Turkla.com# Türkçe konuşan ülkeler liderleri biraraya geliyor #Turkla.com#
Başyazı
VAN REBELLION BY ARMENIANS: IT WAS THE 9/11 FOR THE OTTOMAN EMPIRE.

article thumbnail

VAN REBELLION BY ARMENIANS: IT WAS THE EQUIVALENT THE 9/11 FOR THE OTTOMAN EMPIRE Why is it that the Muslim victims at the hands of Armenian nationalists during WWI is almost [ ... ]


Reklam
 
 
Reklam
 
 
Los Angeles Gezi Rehberi

Gazeteler
 
 
Reklam
 
 
Lezzet Köşesi
MERCİMEKLİ KISIR



Yeniden merhaba bu sefer sizlerle yine güzel bir lezzeti daha paylaşacağız. Eminim bu tarifi hepiniz zaten biliyorsunuzdur ama ben malzemelerin içerisine tadını daha da l  [ ... ]


Yazarlar
Doviz Kurlari

Döviz

Alış Satış
Dolar $1.49361.5008
Euro €1.92521.9345
 

Kaftanımda kanım kaldı... 

Alev Baymur Ozcan aozcan001@dc.rr.com


Eskiye döndüm bir an! 14 yaşlarında en iyi arkadaşımın 'İstanbul'a gidelim' teklifini duyduğumda,yatılı sanat okulunda kalıyordum.O gün, bu yıllara kadar sürecek dostluğun tren yolculuğuna çıktığımdan habersiz, İstanbul'a doğduğum şehre bir yolculuk yaptım.

Hülya'nın -o yıllarda çok zengin sayılabilecek- ablasının evinde kalmıştık.İki kızı vardı ablasının.Sevginin,ilginin ve gücün ortasında büyüyen,masum ve çok şanslı çocuklardı onlar.

Yatılı okula döndüğümde gelecek hayallerime daldığımda,onları da merakla düşünmüştüm.

Yıllar geçti ve evliliğimin onuncu yılını kızım ve kocamla kutlarken, sürpriz misafirlerimiz oldu yıllar öncesinde bıraktığım o iki küçük kız……

Bir çırpıda anlattırmaya çalıştım her birinin koca hayatlarını.İstanbul'dan İsviçre'ye, oradan Arap Yarımadası'na uzanan bir yolculuktu.Karşıma öyle bir hikaye çıktı ki ibret alınacak, onu kendi sözü ve özü ile aktarmak farz oldu.

Söz, ipeklerde büyütülmüş bir duygu selinde...

'Ne güzeldir, eskiye bir anda dönebilmek! Dünyanın hakimi olduğumuz o günleri, bugün de bir an için tekrar yaşadığımızı sanmak o misafirliklerde.

Hele, yürürken ipeğin taftaya karışan sesiyle o kaftanlar yok mu? Ah o kaftanlar…Ah kaftanım.. Kanım…

Bir genç kız rüyasıydı benimkisi.O el boyaması kaftanı üzerime giyip, saçım örgülü ve soldan omuzlarıma düşmüş, kulağımda yemyeşil yakutlar sallanırken, o an kendime şaşardım.

Tıpkı, bu gezileri yapıp da, o giyim kuşama imrenerek bakan ve ‘acaba?’ diyen bir çoğumuz gibi. Kaftanımda kanımı görene kadar sürdü kabusum. Kaftan sevdasına, evlendim bir Arap ülkesinde.

Kaftan sevdasına, iki yağlıboya tavan süslemesine, birkaç taş pırıltısına kandım. Sandım ki, altın varaklı yastıklarla bezeli divanlarda, çay içip uzanarak mutlu olunur. Kim sanmazdı ki?

O ihtişamın içinde, kadın olduğumu unutmuşum! Kadını köle , köleyi kadın yapan bu zihniyet, kendini öyle güzel dekore etmişti ki, onun bir parçası oldum. Bir kristal vazo veya el dokuması ipek bir halı gibi.Güzel ve dilsiz...

Türkiye Cumhuriyeti’nin kız çocuğu, Atatürk İlke ve İnkılapları’nın koruyucusu ben, hiç yapmamam geren bir şeyi yaptım.‘Ya Atatürk olmasaydı?’ yı kendi kendime yaşattım. Ne aptalmışım!

"Ulu insanlar" diye baş üstü ettiğim kişilerin, yetim çocukların hakkını yedikten sonra yedi rekatla ben bu günahı sildiririm matematiği yapıp secde edişleri...İçimdeki Allah inancını bile şüpheye düşürecek hainlikleri...Bir bardak şampanya içtim diye, 'Sen dinden çıktın, 40 gün içinde ölürsen cehennemliksin bilesin!' derken ki gözlerindeki vahşet ama en çok da zavallılıkları beni uyandırdı! Korkar oldum kapısının sedefinden de, duvarının çiçeğinden de, çayından da…

Oysa ne güzeldi benim hayallerim.Ne yüce bir aşk ile bağlanmıştım! Nasıl da el üstünde tuttum, soyundan gelen asilliğine nasıl da imrendim! Nasıl da unuttum Ata’mın ‘…damarlarındaki asil kan’la biten sözlerini!…Kanımın, canımın, sevgimin değerini…

Baskıdan oruç tutamadığım da, elimde sönen sigaranın acısını nasıl da kendime biçtim. Nasıl da teslim oldum, 'biz uluyuz' derken ki bakışlarına…Nasıl da yuttum yastık altı pazarlıkları…

Zehra’nın kadınlarını yaşatmaya yakın acımasız bir baskı, dini kullanarak üstümde kurulmuş haksız hakimiyet ve görmemek için kendime söylediğim yalanlarla bile kapanamayacak yobazlıkları…Benim küçük saraylarımın içi böyleydi…Hayallerim ise bambaşka.

Mutlu olduğum anlar da vardı.Unuttuğum, uyuştuğum anlardı onlar. Evlerin bu ihtişamı, ait olduğum bu iç dekorasyon bazı anlarda çok faydalı oluyordu. Özellikle  su sesi, tütsü kokusu, nane çayı, bu gibi anlar için bire bir.

Nargileyi denemedim ama başka ülkelerde gördüm.Çok yaygın kadınlar arasında. Biz zencefil ile yetiniyorduk ve bazen de bedevilerin borazanları ile… Kadınlar; bu erkeklerin anaları kadınlar...Sözsüz, ama bakışlarla attığımız ortak çığlıklar vardı. İpeklerin hışırtısına karışan, incilerin üstüne sinen, kaftanıma damlayan çığlıklar.

'Hep böylemidir ki?' deyişinizi duyar gibi oluyorum.Bunun cevabını bende bilmiyorum.Öğrenmek içinde, harcayacak bir damla bile gözyaşım kalmadı. Vazgeçtim kaftan sevdasından.

İnşallah siz, güzel kreasyonların kaftansı uyarlamalarını -ille de- giyecek olursanız; şöyle boğaza nazır güzel bir balıkçıda, şarabınızla, çoluğunuz çocuğunuzla, alnı, gözü, başı, kalbi açık giyersiniz ve Allah sizi taftaların içine düşürmez.

Sessiz yardım çığlıklarını, düğüne-şenliğe davet sanmayın. Kaftan bizim, süs bizim. Yaban ellerde gördüğünüze kanmayın. Çeyizimde telli duvaklı inançlarım, kaftanımda göğsüme saplanan bıçaktan akan kanım kaldı.

O kan hepimizin.’

*****

Damarlarımızdaki asil kan ile şekillenen Türk bayrağı, kan gölüne ay yıldızın yansıması değilmiydi?

Bu Türk kızı,devrik bir saltanatın ezilmiş, horlanmış, ışığı söndürülmüş taçsız bir şerifesi olmuştu….

Duygu selim gözlerini devirerek bana baktı ve dedi ki;

"Türkiye’ye döndüğümde rengarenk eşarpların yayıldığını, bulicine cıllabanın aksesuar yapıldığını gördüğümde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.Bu rüyanın gerçek yüzünü gördüm ama onlar bilmezler ki, taç ta takılsa başlarına, köleler sırtlarında tahtta da taşısa, bedelini ruhları ile ödeyecekler."

24/03/09 13:33
Google Bookmarka Ekle Facebook'ta Paylas Digg Profiline Ekle del.icio.us Profiline Ekle


              

Bu Makale ile ilgili yorumlar:
necati köksal
* çok enterasan ve ders alınması gerektigine inanıyorum
____________________

duygu
* Yasadığım bu acı günler bana bir seyi tekrar ogretti, biz geçmşimizden cok bugünümüz ile gurur duymaliyiz...ve tabii ki ona sonuna kadar sahip cikmali.Saygi'nin da dediği gibi, bu bir ciglikti.Umarim yerine ulasmistir.
____________________

SAYGI
* Gerçekler maalesef acıdır,ama gerçek bu kadar iyi bir şekilde yazıya dökülebilir. Ve ATATÜRKÜN türkiyesine sahip çıkılması gerektiğini ve gidişimizin yaşanılan olaya hiç o kadar uzak olmadığı korkusuyla herkesin aklını başına toplaması feryadı olarak okuyorum yazıyı. ²Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür... Ve bir orman gibi kardeşçesine² nazımın dediği gibi. Beyninize yüreğinize sağlık ALEV HANIM teşekkürler....
____________________

skoc
* Şiir tadında,çok güzel bir AÇILIM yazısı Alev Hanım.Yakanıza rozet takasım geldi.
____________________



Yazarimizin Diger Yazilari
DEMOKRASI 01/01/09 19:46
Konservatuar 16/04/08 10:56
Ba? Ö?retmen 07/11/07 08:48
DANS OF THE STAR 17/10/07 09:44
Adem ile Havva 06/09/07 09:29
Adem ile Havva 06/09/07 09:28
HAYIR 17/07/07 21:49
HAYIR 17/07/07 21:48
17/07/07 20:58
G?ZEL KALALIM 16/06/07 23:30
KURTULMAK GEREK 30/05/07 01:26
OYUN 28/04/07 00:02
KORTEX 16/03/07 00:11